>

hatıra defteri

Mektubumun postacısı(yım)💫🎈💌./
Öze, söze, gönle dokunmak üzere hatırımdan sizlere..


Ask me anything   Submit

Anonim sordu: Merhabalar, sizin tarzınızda gelecekteki insana yazılar yazan başka bloglar var mı bildiğiniz?

Merhaba :) Şöyle ki, tumblr’ı mektup yazmak için kullanıyorum sadece. Bu sebepten çok nadir blog okuyabiliyorum. Rastlaştığım bir blog olmadı maalesef.

Yıl-lanmış mektupların hayretiyle bu kez.
Bu kez, öperim satırlarından.
Ve güne
Ve geceye
Bu kez
Mektuba yazılmış mektubumla
Elhamdülillah’a karışmış hüznümle.
Ve keyifsiz kafiyemle
Ve tamamlanmayan tamam’ımla
Ve zarflara sığmayan zaaflarımla.
Yıllara sığmayan bir yılıma.
Veda olsun.
Kutlu olsun.
Ve mektubum posta kutuma y’ol olsun.
Bir âh kopsun, hadi.

Yıl-lanmış mektupların hayretiyle bu kez.
Bu kez, öperim satırlarından.
Ve güne
Ve geceye
Bu kez
Mektuba yazılmış mektubumla
Elhamdülillah’a karışmış hüznümle.
Ve keyifsiz kafiyemle
Ve tamamlanmayan tamam’ımla
Ve zarflara sığmayan zaaflarımla.
Yıllara sığmayan bir yılıma.
Veda olsun.
Kutlu olsun.
Ve mektubum posta kutuma y’ol olsun.
Bir âh kopsun, hadi.

Anonim sordu: Mektupların 1. yılı kutlu olsun :)

Bir ve yıl. Ve bir içten âh. :)

Z’AMAN VE ZAM’AN

İnsanlarla olan münasebetim ‘insanlar’ diyerek konuşmaya başlamamla son ve buldu.

Umulan ile bulunan arasındaki farkın karesini bulmam beni bir dâhi yapmadı.

Farkındalığın yalnızlıkla olan akrabalığını keşfettiğimden beri teklik başımda duman.

Ve bilinç diye ince bir çizgi var deyişimin bini bulması. çizgi içinde kaybolmam. kahrolmam
olmam
solmam
aman.

Zaman ve zaman

İnsan

Tuhaf varlık

Z’aman aman’ları içeriyor, bir de güzel vefa gösteriyor da

İns’an an’lardan oluşuyor ama okkalı cefayı da çektiriyor.

Sevgili şeyhimli cümleler kurmak geliyor içimden

Ve hatırlanmak geliyor hatırlatmadan kendini
içimden

Biz belli olunca herkes farkeder zaten.

İç sıkışsa bir yerde, âh nerde
Bilmem kimlerin ego dediği ki bence enaniyettir kendisi
izin vermiyor gizlemeye içi.

Ben bildirince kendimi, beni bilmenin ne önemi var

Bildirmeden bilinmek istemek de nefsin sesi mi
Allahım?

Sen bir hazinesin Allahım bilinmek istedin
Sen bildirdin kendini yazık ki biz ona rağmen
bilmiyoruz seni.

İnsanın insana gösterdiği ilgiyi kimse sana göstermiyor(um) Allah-ım

Hazine deyince kimsenin aklına kitap gelmiyor, kime şikayet edeyim peki
Paradan nefret ediyorum ama hayallerim hiç fakir değil onu ne yapacağız sahi

Çelişki çelişki büyüyen bir yenilgi var mıdır Allahım

Çelişkilere tamah etmem, mucizeye inanırım
Bedir’e üç bin melek gönderen Rab’den
Sureti insan bir meleği istesem
Çok görmez,
değil mi Allah-ım
?

Rüzgardan payıma mastar halinde üz biraz da gar kalıyor da
İnsandan payımıza ne kalıyor
Sanırım hiçbir sey

Belki san-mak
İnsan olabilmeyi öylesine bir şey sanmak

Yahut an-mak
Belki de anlarımız
Tüm hayatı etkisi altına alacak anları anı diye biriktirmek
Anları anarken sahici yaşamı kaçırmak
İnsan mı
Âh ki âh
İnsan olabilmek
Kalbe işlenen, bir zor zanaat.

Anlaşılmamaya olan zaafım, zarflara sığmaz ve ben bir toz bulutuna sığmam
Ama ruhum, bir küçük kasabaya ve dinen yağmurun topraktaki izdüşümüne sığınır.

Sığmak ve sığ(ın)mak 
Arasında kalmak
Anmak
Zarflara pul olmak
Ah ve mak

Zarfsız mektupların yalnızlığıyla öperim avuçlarından
Ve dinmiş yağmurun huzuruyla koklarım toprağını 
Toprak dediysem bir ton açığı, saçlarını 
Ve ben bir küçük bedenim
Ve avuçlarım küçük gelir dünya denen ağırlığı taşımaya
Ama dar gelmez: avuç avuç biriktirmek ve saklamak içimde biraz papatya 

Hatta seyreylemek için iri bile gözlerim
Gelecek için ‘posta kutusu’ diyor, Ergülen
Ve hayallere de ‘mektup açacağı’
Benim gözlerim bir mektup açacağı ve gözlerim bir hayalin elimizde olan tek kaynağı 
Bak ve kur 
Dal ve çöz
Haydi.

Anlaşılmamaya olan zaafım, zarflara sığmaz ve ben bir toz bulutuna sığmam
Ama ruhum, bir küçük kasabaya ve dinen yağmurun topraktaki izdüşümüne sığınır.

Sığmak ve sığ(ın)mak
Arasında kalmak
Anmak
Zarflara pul olmak
Ah ve mak

Zarfsız mektupların yalnızlığıyla öperim avuçlarından
Ve dinmiş yağmurun huzuruyla koklarım toprağını
Toprak dediysem bir ton açığı, saçlarını
Ve ben bir küçük bedenim
Ve avuçlarım küçük gelir dünya denen ağırlığı taşımaya
Ama dar gelmez: avuç avuç biriktirmek ve saklamak içimde biraz papatya

Hatta seyreylemek için iri bile gözlerim
Gelecek için ‘posta kutusu’ diyor, Ergülen
Ve hayallere de ‘mektup açacağı’
Benim gözlerim bir mektup açacağı ve gözlerim bir hayalin elimizde olan tek kaynağı
Bak ve kur
Dal ve çöz
Haydi.

"İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım”

Turgut Uyar/ Göğe Bakma Durağı

"İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
İnecek var deriz otobüs durur ineriz
Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım”

Turgut Uyar/ Göğe Bakma Durağı

BEN/DENİZ(İ)

Mesafeler’den bahsi açıp
Bir sandalın köşesine kurban gitmelik
Denizin sırrına söz olmalık
Elaleme lafı
Ele sazı
Aleme sözü
Umursamayıp
Sanmaya kıyamayıp
An’lara doymamayı borç bilirim
Teşekkür ederim.

Mesafe mefhumunun merhum oluşuna şahitlik edip Allah’tan rahmet dilerim
Ve derim:
Feri gitmiş mesafeden payıma
Okyanuslar kalmıyor efendim

Kaçıp bırakmalar zindan
Kalıp seyretmeler mezar
Secdeye varmalar mizan

Bilmem kaç tane dili en güzel demek mânâsızmış/
Allah’a ses etmeyi bilmeyince.
Ve akılsızmış insan/
her gün içinde kopan fırtınayı duymazdan gelince.

Çalgısı uzun
Algısı kısa
Ömrü heba

Beş tane vaktin içinde yine nakiti gördü, insan.
Âh Hüdâ.
Durdum.
Ses ettim.

-Ey Yunus
Seni iki tane yüzlüğe denk gören yüzsüzlere
haykırıyor musun yerinden?
Dedim.
-Güvercinin hapsi artık
Kağıtla örülmüş kafesten.
Esarete kurban gittim.

Çünkü artık nakite sıkışmış insanlar hislerini bozduruyorlar
Ve artık kıymetin bile kıymeti yok.
Her gün Yunus’u harcıyorlar ve her gün kıymeti tekrar ve tekrar bozduruyorlar.

Ses dağa çarpınca
Yankısı denizi yakarmış.
Ben/denizi(nde) ‘ben’ diyerek yak(ın)mış.

Kalbin sesini nefsin sesiyle karıştırma Allahım.

Sandal fikri/
İklim rengi/
Allah zikri.

Benim bu içim, bir çiçekçi görünce.

Ve sepetine gönlümün sığdığı bisiklete seslenince.

Ve dalıp gidince:

salıncak ipinin kıvrımı.

Ve sol gözünün kirpiğinin kıvrımı.
Bir güzel şiiri yazılası.

Şiiri şuurdan alıkoyan 
Ama en güzel şiiri yazılan
Kıvrıldıkça uzayan
Gönül kelimesinin içini 
İçime dolduran
Bir sızıdır. Âh.

Fecre doğru yol alan
Erken doğum sancısı gibi gönlüm.

Benim bu içim, bir çiçekçi görünce.

Ve sepetine gönlümün sığdığı bisiklete seslenince.

Ve dalıp gidince:

salıncak ipinin kıvrımı.

Ve sol gözünün kirpiğinin kıvrımı.
Bir güzel şiiri yazılası.

Şiiri şuurdan alıkoyan
Ama en güzel şiiri yazılan
Kıvrıldıkça uzayan
Gönül kelimesinin içini
İçime dolduran
Bir sızıdır. Âh.

Fecre doğru yol alan
Erken doğum sancısı gibi gönlüm.

"Sevgili Dost,
Sonunda posta kutusuna bir mektup geldi. Soruyor: Korkmak çaresizlikten mi?”

"Sevgili Dost,
Sonunda posta kutusuna bir mektup geldi. Soruyor: Korkmak çaresizlikten mi?”

Özlemek fiilinden bayraklar yapalım
Kumdan kalelerimize asalım.

ben ki
Belki bir tek özlem kelimesinden korkmam
Kalan tüm kelimelerin içini dolduramam.
Bilirim.

Allahım bir özlem, özlem ki devamı aitlik hissini kaybetmeye varıyor.
Zamanlarla anlaşılamıyor
Çağlar çığ gibi büyüyor.
Birkaç satır defalarca tekrarlanıyor
Şemail ezberleniyor.
Hayal gücü sadece O’nda kitleniyor.
Kuruluyor kuruluyor ama görülemiyor.
Ve

Bir özlem ki
İyi ki

Gözde tütüyor
Burun çınlıyor
Kulak arıyor
Hisler yitiriliyor
Eşik geçiliyor
Bir rüya görülemiyor

Konuşunca anlaşacağın
Anlaşmadan susacağın
O’na susayacağın vakitler
özleniyor

Ve bilirim
Görmeden sevmek fıtrattan geliyor
Ve ben dizinizin dibinde ağladığımı hayal ederim.

Siz’in ağladığınızı hayal ederim
Edemem.
Derim, damlanız deryam olsaydı da
Boğulsaydım Efendim

Hayal ederim, hayalimde hep beyazsınız.
Sen hayal kelimesi:
Taif’ten beri durmadan kanayansın.
O eller kırılıp, yansın.

Efendim, derim.
Şiire şiir yazıl(a)maz -mış.
Mânâya mânâ yüklen(e)mez -miş.

Ve
İnsan sevme hissini israf etmemeli -imiş.
ben bu hakkımı Siz’de kullansam
Ve karşılıksız
Ve ıssız
Ve sonsuz.

İnsan kıskanma hissini de israf etmemeli -imiş.
ben özür dilerim Efendim
Çünkü ben Hz. Aişe’yi çok kı…
Özür dilerim Efendim.

Hep beraber uzun ömürler
şükürler
mübarekler Efendim.

-An’a sığan zaman/
Zaman’a sığan mekan:
hep Efendimiz.

*Rebiul-evvel 12